İNSANİYETLİ OLMAK OK ATMAK GİBİDİR

Filozof Meng-dzi  şöyle derdi: “İnsaniyetli bir insan, okçu gibidir. Okunu atıp vuramazsa, kabahati kendinde arar.” Bir zamanlar bende ok atmayı öğrenmiştim. Önce bütün düşüncemi hedefe, isabete yöneltirdim ve gözümü (hedef vazifesi gören) kuşa dikerdim; ellerim gözlerime itaat ederdi ve on atıştan dokuzu boşa giderdi.Tesadüf eden bir tanesi de gerçekten tesadüf eseriydi.Orada iyi bir atıcı vardı.Hatayı kendimde aramamı bana söyledi; eli çekiş yerinde tutmamı, bacaklarımı doğru tutmamı, ve vücudu iyi kontrol etmemi öğretti. Bunlardan bir tanesi kontrol edilmesse arkasından bir yanlış daha gelir dedi. Bütün yanlış kaynakları kökünden kazıdın mı, bütün kurallar yerine getirildi mi, o zaman insanın yüreği isabeti düşünmez, gözler hedefe saplanmaz, on atıştan onu isabet eder.Vücutta tek bir kusur, hedefte kocaman bir yanlışa sebep olabilir. Onun içindir ki Meng-dzi: “İnsaniyetli olmak ok atmak gibidir” der. Konfiçyüs de şöyle derdi: “Kendine hakim olmak ve nezaketli olmak!” Kibar bir insan, insaniyetli olmaya gayret ettiği vakit, bütün kuvvetlerini buna hasreder, insaniyetli davranmayı dener. Başarı elde edemezse içine çekilir kabahati kendin de arar. Burada en önemli nokta, kendine hakim olmaktır. İnsan kendine hakim ise, üstelikte nazikse, bir gün bir mucize oluverir. “Nasıl?” diyeceksiniz. O zaman, insaniyetin tesirlerini bozan ne varsa, bir yana atılmış olur da ondan. Engellerin hepsi ortadan kaldırıldı mı, insaniyetin zaferi elde etmesi gerekir. Onun için bir de şöyle derler “Nezaket yoksa görme yok; nezaket yoksa işitme yok; nezaket yoksa konuşma yok; nezaket yoksa kımıldama yok” Bendeki her nezaket noksanı çok küçük olabilir, ama bu yüzden halktan kimseler hayatlarından olabilirler. Nezaketsizlik, masumların ölümüne kadar götürebilir. İnsaniyetsizlikten ötürü hasıl olan felaket, daha büyüktür.